Kadıköy’ün Boğası O Kadar da Kadıköylü Değil Aslında

  
   Torik Yazarı                        

Altıyol için Kadıköy’ün merkez noktasıdır dersek yalan olmaz. Adı üstünde tam 6 yolun kesiştiği bir meydan. Günümüzde bu yollardan üçü trafiğe kapalı olsa da her daim kalabalık, her daim popüler. Yokuş aşağı giderseniz caddenin sonunda vapur iskelesine varırsınız. Oradan bir vapurla Karaköy, Sirkeci. O yolun solundan giderseniz doğruca Moda. Diğer taraftan aşağıya doğru al sana Yoğurtçu Parkı… Otobüsler burada durur, taksiler kuyruk olur, dolmuşlar müşteri peşindedir her saat. Ne de olsa gündüz alışverişten gelenler, akşam yemekten, içmekten eve dönenler, bu meydanın kalabalığı hiç eksik olmaz!

Fotoğraf: Urbanarty

Eski Kadıköylüleri yenilerden ayıran bir nokta bu meydana verilen isim. Eskiler için burası her zaman Altıyol iken buralarda yeni yeni takılmaya başlayanlar için orası ‘Boğa’. Evet nasıl Boğa denmesin ki? Gerçekten de meydanın tam ortasında büyükçe bir boğa heykeli tüm ihtişamıyla duruyor. Duruyor durmasına da halinden çok da memnun olmayabilir. Nasıl olsun ki? Gün boyunca yüzlerce, belki daha bile fazla fotoğrafa fon görevi görüyor. Sarılıp fotoğraf çektiren mi istersiniz, üstüne at misali binen mi, kuyruğunu çeker gibi yapan, boynuzunu parlatan, selfie için bin bir pozisyona giren…

Fotoğraf: Urbanarty

Peki bu boğa heykeli her zaman burada mıydı acaba? Hayır, o boğanın Altıyol’a konulması hiç de eski değil. 1987’de Kadıköylü oluyor meşhur boğamız. Daha öncesi uzun hikaye. Merak ediyorsanız kısa bir tarihçe geçelim. Heykel 1864 tarihli. Fransız heykeltraş Isidore Bonheur’ün eseri. Fransızların Almanlara karşı kazandıkları zaferin kutlanması için yaptırılıyor. İki ülke arasında tarih boyunca el değiştiren Alsace-Lorraine bölgesini temsil ediyor. Şöyle ki Fransızlar bu bölgeyi Almanlar’dan aldıklarında zaferlerini kutsamak için bir heykel siparişi vermişler. Bonheur de Almanları önüne takıp kovalayan Fransız ordusunu temsilen bu boğayı yapmış. Ama gelin görün ki o Fransız ordusu sadece birkaç yıl sonra bölgeyi tekrar Almanlara kaptırmış. Boğa da tutmuş Almanya’nın yolunu (merak edenler için Alsace-Lorraine bölgesi birkaç kez daha el değiştirdikten sonra günümüzde Fransa’nın yönetiminde, en önemli şehri de Avrupa Parlamentosu’na ev sahipliği yapan Strasbourg).

Fotoğraf: Urbanarty

Ama bu güzelim heykeli Almanlar da çok uzun süre tutmazlar. I. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru, müttefik Alman Kralı II. Wilhelm İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin başında bulunan Enver Paşa‘ya hediye eder bizim boğayı. Boğa da tutar İstanbul’un yolunu. Bir daha da bu şehirden ayrılmaz. I. Dünya Savaşı sonunda Enver Paşa yurtdışına kaçar ve heykel o sarayın bahçesinde unutulur. Neyse ki bir hatırlayanı çıkar ve ondan sonra orası senin, burası benim dolaşmaya başlar. Önce Beylerbeyi Sarayı’nın bahçesine konur. 1940’larda Kadıköy Kaymakamlığı’nın önüne yerleşir. Bir süre burada kalır, sonra 1953’te, yeni yapılan Hilton Oteli’nin bahçesinde kendine bir yer bulur. Burada da uzun süre kalmaz. Ama çok uzağa da gitmez, birkaç yüz metre uzaktaki bir zamanların efsane basketbol sahası, Lütfi Kırdar Kültür ve Kongre Merkezi’nin eski binasının önüne konur. Ve yıl olur 1969, boğamız uzun süre Avrupa yakasında kaldıktan sonra tutar tekrar Anadolu yakasının yolunu. Kadıköy Kaymakamlık binasının bahçesi boğamızın yeni mekanı olur. Gerisini biliyorsunuz. Yıl 1987 ve boğamız şu anki yerine Altıyol meydanının tam da ortasına geliyor yerleşiyor. Sonra da gelsin selfie’ler gitsin poz poz fotoğraflar…

Benzer Haber

Heykeltraş İskender Giray ve Kadıköy’ün Demirbaşları

FACEBOOK YORUMLARI


TORİK YORUMLARI