Herkesin Meditasyonu Kendine

  
   Torik Yazarı                        

Camino de Santiago (Santiago Yürüyüşü) ya da aslında St James/Aziz Yakup’un yolu. St James Isa’nın havarilerinden birisi ve öldükten sonra naaşının Santiago de Compostela’ya getirildiğine inanılıyor. Hıristiyanlar için kutsal bir şehir ve Camino de Santiago da aslında bir hac yürüyüşü. Ama günümüzde farklı amaçlarla da kat edilen, özellikle son 100km’lik kısmı çok popüler olan, tamamında 800km’lik uzun ve zorlu bir yol.

Camino de Santiago’yu ilk olarak, bundan yaklaşık 2 yıl kadar önce katıldığım bir meditasyon seminerinde duymuştum. Seminerin ilk gününde Tao ve Zen, ikinci gününde nefes ve meditasyon dinleyip üçüncü gününde böylesine uzun ve eziyetli yolculuk tecrübesini izlediğimde ağzımdan dökülen ilk cümle ‘meditasyon bunun neresinde’ olmuştu. Aldığım cevap ise çok basitti; ‘sonunda’!

Meditasyon ilkesi oldukça basit ve sade, benim gibi ilk tanışanlar için kavrama ve uygulamadaki engeller belki de bu sadelik ve basitliğinden kaynaklanıyor. Hayattaki varlığımız aslında aldığımız nefesler. Nefes alıp verdiğimiz sürece yaşıyoruz. O zaman bu temel ihtiyaca odaklanalım ve her bir nefesimizi farkına vararak ve hissederek alıp verelim. İnsan beyni bir türlü durmuyor, özellikle de herhangi bir şeyle meşgul olmadığımız zamanlarda, geçmişle hesaplaşmalar, ileriye dönük planlar beynimizi kemirip duruyor. Bırakın gelsin bu düşünceler beyninize, sorun değil ama onları misafir gibi ağırlamayın, hiçbir şey ikram etmeyin, bırakın geldikleri gibi gitsinler. Siz sadece nefesinize odaklanın hayatın aslında ne kadar basit ve bir nefes kadar kısa olabileceğini kavrayın.

Camino de Santiago hayattaki ihtiyaçlarımızın yemek, içmek, uyumak, çevresel etkenlerden korunmak için giyinmekten ibaret olduğunu kavramak adına önemli bir tecrübe. Kendinle ve doğayla baş başasın. Belki bir sürü insanla birlikte aynı yolda yürüyorsun ama herkes kendi tecrübeleriyle kendi yolunu yürüyor. Yolun sonunda hayatın ne kadar basit de yaşanabileceğini iyice öğrenmiş oluyorsun.

Hayatta bir nefeslenmek için illa 100km yol yürümek gerekmiyor tabii. Herkes kendine bir meditasyon aracı bulabilir. Resim yapabilir, örgü örebilir, bir müzik aleti çalabilir, bulmaca çözebilir, yazı yazabilir, kuşları seyredebilir, çiçek yetiştirebilirsiniz. Belki de benim gibi bir elma ağacını dört mevsim boyunca her gün izleyip yüzlerce kez fotoğrafını çekerek zihninizi boşaltıp ruhunuzu dinlendirirsiniz. Belli mi olur, bir deneyin bakalım.

FACEBOOK YORUMLARI


TORİK YORUMLARI