Haydi Şimdi Bütün Eller Havaya!

  
   Torik Yazarı                        

Size de olur mu, bana sıkça olur; nasıl olduğunu anlamadığınız bir şekilde bir şarkı gelir dolanıverir aklınıza dilinize. Bu sabah uyandım dilimde bir şarkı, kafamın içinde takılmış plak gibi çalıp duruyor. Nerden geldi, ne çağrıştırdı da dolandı dilime hiç mi hiç bilmiyorum. Sağ olsun youtube, aradım buldum hemen. Karşıma Cem Adrian çıktı. Ama ne güzel söylemiş! Bir kez dinledim, yetmedi tekrar. Yine yetmedi üçüncüye ama bu sefer ben de eşlik ettim; karga sesimle yanık yanık söylediğimi hayal ederek. Sonra şarkılar türküye karıştı.

Hayal etmek güzel şey. Bana sorsan mesela içimde dışarı çıkmayı bekleyen potansiyel bir yetenek var. Gel gör ki şu yaşıma geldim halen bu yeteneğin ne olduğuna karar verebilmiş değilim! Üniversite yıllarımda şiirle başladı bu sevda; günün birinde bir kitap çıkaracaktım. O zamanlar bir de hayallerimi yazardım. Hayallerimde ressam olmak yoktu ama sıcak kırmızı akşam güneşinin vurduğu evimin, denize bakan koca pencereli salonunda konumlanan tualimi ve resim malzemelerimi uzuuun uzuuun anlattığım yazılarım vardı. Zamanla bu resim sevdası yerini fotoğrafçılığa bıraktı. Süper bir fotografçı olacağımı hayal ederdim. İstiklal caddesinde bir kursa gitmiştim. Hiç unutmuyorum deneme çekimlerindeki fotoğraflarımdan birine hoca mutlaka istiyorum bir kopya demişti de havamdan yanıma varılmıyordu. Bir pencere kenarında göz göze bakan yaşlı bir kadınla bir kedinin fotoğrafıydı. Çok iyi bildiğim ve hissettiğim o bakışmayı güzel yakalamıştım. Bir şeyi, her ne olursa olsun, hissederek yapmak lazım ki sonuç güzel olsun. Hissetmediğin, kendinden bir şeyler katamadığın bir iş taklit ve tekrarın ötesine geçebilir mi?

Bu aralar yeni bir hevesim var; şarkı söylemek. Bulsam bir kurs gidivereceğim sonra gelsin dinletiler gitsin konserler! İlla ki Türkçe söylemem lazım yalnız, içli içli hissederek. Bir hayalim var mesela; eşim gitarını çalsın ben ona eşlik edeyim. Küçük dinletiler yapalım. Şarkı sözlerini Almancaya çevirip tüm dinleyicilere dağıtalım. Onlar da dinlesin anlasın o yaşanmışlıkları, özlemleri, acıları. İnsanız nihayetinde hepimiz. Derdimiz yaramız özüne insen aynı. O insanın içine işleyen sözlerle türkü sevdalısı bile yaparız Almanları! Birleştirse birleştirse sanat birleştirir. Duyguların kültürlerin en yalın en dolaysız aktarımı. Karnından önce ruhunu doyurmalı insan, doyurmalı ki yediğinden içtiğinden de keyif alsın. Dinletiyi rakı masasında mı yapsak şöyle sazlı sözlü mesela? Rakı kültürünü öğretmek şart! Bak sevgili kardeşim demeli bunu içmek ayrı bir terbiye ve kültür işidir. Bir kere boş boş içilmez, yanında illa ki mezelerin ve sohbetine doyamadığın dostların olacak. Öyle hemen kafaya da dikmeyeceksin. Maksat muhabbet, muhabbetine içeceksin. ‘Demlenmek’ tabirini bileceksin bilmiyorsan da öğreneceksin. Şarkılar sana eşlik edecek sen şarkılara. Keyfine varacaksın, kah gülecek kah ağlayacaksın. ‘Efkarım birikmiş sığmaz içime’ diye söylemeye başlayacak Ferdi Özbeğen, ‘Kimi dertten içermiş kimi neşeden’ diyecek Hamiyet Yüceses, ‘Ah bu şarkıların gözü kör olsun’ diye cevap verecek Zeki Müren. Rakı masasında dinlenecek şarkıyı da bileceksin. Şarkı aralarında dalga şıkırtısı olacak. Ilık ılık akşam meltemi esecek şöyle deniz tarafından. İyot iyot kokacak hava, anason kokusuna balık kokusu karışacak. ‘Rakı, Balık, Ayvalık’ güzellemesini yüreğinde hissedeceksin. Sohbet sohbeti açacak arada unutacaksın anlattıklarını ‘nerede kalmıştık?’ diyeceksin. Gecenin sessizliğini kahkaha sesleri bölecek aman çok ses yapmayalım şikayet ederler derdine düşmeden. Derken yine bir şarkı kendine getirecek seni; İzel Çelik Ercan söyleyecek ‘havaya kadehler havaya eller, rakının tadını bilmez ki eller…’

FACEBOOK YORUMLARI


TORİK YORUMLARI