Gece Vakti Kapıda bir Hışırtı!

  
   Torik Yazarı                        

Sokak kapısında gece vakti bir hışırtı, zannedersin ki birisi kapıyı kurcalıyor. İçimde hafiften bir ürperti ama bir taraftan da merak var. Dayanamayıp evi dolaşmaya başlıyorum. Ne yapabileceksem tek başıma? Bir açıklaması yok, adrenalin bağımlılığı olsa gerek! Üniversitedeyken proje dönemlerinde fakültedeki stüdyolarda sabahlardık. Neredeyse bütün bölüm toplanır önce koskoca fakülte binasında biraz saklambaç oynar sonra da proje çalışması derken sabahı ederdik. Ben okulun yurtlarında kalırdım. Gece buluşma saatine yakın yurttan çıkar tek başıma yürüyerek fakülte binasına giderdim. Hava kararmış, evli evine köylü köyüne yollanmış, sokaklarda bir ben bir de soğuk gecelerde yemek bulamadığı için okulun içine kadar inmiş tilkiler olurdu. Hiç unutmam ilk karşılaşmamızda ikimiz de çok korkmuştuk da gerisin geriye yollanmıştık sevgili tilki kardeşle. Göz ucuyla tilkinin geri gittiğini görünce yoluma kaldığı yerden devam etmiştim. Tilki engelini aştıktan sonra ise beni kısa ama zorlu ve en korkulu parkur beklerdi. Nedense ana yoldan değil de hep kütüphanenin arkasındaki o karanlık ama kestirme yoldan yürürdüm. Sol tarafım kütüphanenin soğuk ve karanlık gri beton yüzü, sağ tarafım ağaçlık karanlık bölge. Arada ağaçlık bölgenin hemen paralelindeki ana yoldan geçen arabaların süzülen farlarının duvara yansıttığı kendi gölgem ve arkamda birisi var hissi eşliğinde, başım önümde sağlam asker adımlarıyla yoluma devam ederdim. Kalbim kulaklarımda atar, kendi gölgemden korkardım! Her seferinde bir daha bu yoldan gelmeyeceğim diyerek yürür yine de her seferinde yılmadan o yolu seçerdim. İnsan yedisinde neyse yetmişinde de öyle kalıyor anlaşılan.

Neyse, evi dolaşırken sonunda buluyorum çarpıntımın sebebini; şehrimizin haftalık gazetesi gelmiş! Eski evde posta kutusu vardı, tüm posta ve gazeteler posta kutusuna atılırdı. Şimdi ise hepsi kapının üzerindeki özel kapaktan itilip direkt evin içine. Bir gün kalpten gideceğim kesin!

Bütün gün evde tek başına oturup konu komşuyu gözleyen yaşlı teyzelere döndüm demeyelim de insan bütün gün evde oturunca neleri gözlemliyor. Başlarda geldiğinin ertesinde mavi renkli kağıt çöpüne giden bu yerel gazete artık benim vazgeçilmezim oldu. Her hafta Çarşamba günleri kapıdaki hışırtılı sesi hevesle bekler oldum. Saatini ve dağıtan kadının ayak sesini bile ezbere bilir hale geldim. Gel gör ki bir süre sonra gazete gelmez oldu. Halbuki sokağın köşesinde yığın halinde durduğunu bile görüyorum. Sonunda içeri atılan el ilanından anladım ki bizim dağıtım işini yapan kişi işi bırakmış, yerini başka birisi alana kadar sokağın köşesinde yığın halinde bekledi o gazeteler. Almanya’da bu tür işlere ‘yan iş’ ya da ‘küçük iş’ diyorlar. Kazancı az gelenler, öğrenciler, eğitimi olmayanlar, vasıfsız çalışanlar ve hatta bazen ev kadınları gece ya da sabahın çok erken saatlerinde yapılabilecek getirisi az ama vergiden muaf işler yapabiliyorlar. İşte bu gazete dağıtım işi de onlardan birisi. Saatini kendin belirleyebiliyorsan çok da zor olmasa gerek!

Şimdi neler neler yok ki bizim bu yürek hoplatan gazetemizde; şehrimizden ve bölgemizden en güncel haberler, araştırmalar, iş ilanları, haftalık kültürel ve sosyal aktiviteler. Üstelik ücretsiz, sadece kapıma kadar değil evimin içine kadar teslim ediyorlar. Üstüne çalışanlarına, basımına, dağıtımına da para ödüyorlar. Peki bu adamlar parayı sadece ilan ve reklamlardan mı kazanıyor? Nasıl oluyor, bizde neden olamıyor yoksa vardı da benim mi haberim yoktu? derken düşünüyorum da Almanya’da tam olarak çözemediğim konuların başında geliyor yayıncılık ve dergicilik. Sadece eve gelen ücretsiz gazete değil ki konu. Şehir merkezindeki kitapçıya gidiyorum. Alt katta gayet davetkar kırmızı kanepelere oturup istediğim dergi ve kitabı istediğim gibi karıştırıp okuyabiliyorum. Çay kahve eşliğinde üst katındaki kafede bile yapabilirim bu işi. Milyon çeşit dergi var öyle bir iki tane de değil. Sadece saklamak istediğim bir bilgi olursa para ödeyip almam yeterli. Kütüphane desen aynı hizmet ve olanak orada da mevcut! Üstelik her an aktüel! Çık Cam Piramidin en tepesine, manzara ve içecekler eşliğinde dergi ve gazeteler hem de arşiviyle emrine amade. Peki kim para verip alıyor bu yayınları diye düşünmeden duramıyor insan.

FACEBOOK YORUMLARI


TORİK YORUMLARI