Bendenizin Alman Hastaneleriyle İmtihanı!

  
   Torik Yazarı                        

Ne güzel söylemiş Atam ‘Beni Türk doktorlarına emanet edin.’ diyerek. Aynen ben de hala kendimi Türk doktorlara emanet ediyorum. Sağlık kontrollerini Türkiye ziyaretlerine bırakmakla kalmayıp, Almanya’da da Türk doktorlar bulup, onlara gidiyorum. Tabii ki buradaki tercihim dil yetersizliğinden kaynaklanıyor ama olsun tercih tercihtir. Dün de o günlerden birisiydi, şehirdeki üniversite hastanesine gittim. Hastane çok geniş bir bölgeye yayılmış, bölümleri bulmak zor. Neyse ki navigasyon denilen aletler var, adresi girince gayet güzel buluyorlar. Bir de doktorların odalarını bulsalar çok güzel olacak!

Randevum 9.30’da idi. 9.25’te neden RKU adını verdiklerini anlayamadığım ama benim gibi anlamayan bir vatandaşın sorusu sonrasında açık adını öğrendiğim binaya ulaştım. Hazırlandığım Almanca metinle danışmaya gidip randevum olduğunu ve doktorun adını söyledim. Aldığım, daha doğrusu anladığım tarife göre doktora doğru yollandım. Bölümü buldum, sıra doğru odayı bulmakta. Kapılardaki tüm isimlere üçer beşer defa baktım, koridorda bir aşağı bir yukarı turladım ama yok, bulamadım. Bir Allah’ın kulu geçmez mi derken geçti. Geçmekle kalmadı yardımcı olabilir miyim diye sordu. Derin bir ‘oh’ eşliğinde aradığım doktorun adını söyledim. Aldığım cevap ‘hiç duymadım’ oldu iyi mi, sardık başa! Soluğu bölüm başkanının sekreterinde aldım. Neyse ki o tanıyormuş aradığım doktoru, ondan da bir tarif aldım. Acildeymiş benim aradığım doktor!

Acile ulaşıp bankodakilere yönelmişken başka bir görevli yolumu kesip yardımcı olayım dedi. Önündeki listeden randevumu kontrol etti veeee tabi ki bulamadı. Sorular peş peşe geliyor; randevunuzu yeni mi aldınız, nasıl aldınız? Anlamaya anlıyorum da ben konuşana kadar karşı taraf sağ olsun kendi kendine cevaplıyor. Gözüm saatte, randevu saati geçiyor ben hala bir yol alamadım. Hazırlandığım replikler de bitti ama konuşma bitmedi. Hep aynı şey oluyor, ne söylemem lazım, ne sorabilirler diye düşünüp hazırlanıyorum. Ama her seferinde farklı bir soruyla gelmeyi başarıyorlar!

Arkadaşlar benden sigorta kartımı alıp giriş kaydımı yapmaya çalıştılar ama olmadı. Dediler ki az önce geldiğiniz yere dönün, şu numaralı odaya gidin sonra tekrar buraya geri gelin! Niye gidiyorum? Neden geri geliyorum? Söylenen odaya gittim, dedim ki beni buraya gönderdiler ama neden geldiğimi bilmiyorum! Derdimi anlatınca anladık ki yanlış göndermişler. Görevli geldiğim yere geri gitmem gerektiğini söyledi, delirmek üzereyim. Niyetim bakışlarımdan anlaşılmış olmalı ki, görevli kişi geldiğim yere dönerken bana eşlik etti.

Tam 35 dakika sonunda ne oldu? Sadece giriş kaydımı yaptırıp bekleme odasındaki yerimi aldım. Bir de adım İngilizce konuşan hastaya çıktı, Almanların korkulu rüyası! Bu memlekette en iyi öğrendiğim şey ‘BEKLEMEK’; en nefret ettiğim, en sevmediğim. Benim de sınavım buymuş demek ki!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, son 9 yıldır olduğu gibi bu yıl da eski patronumun kutlama mesajıyla başladım güne. İşten ayrılalı 3 yılı aştı ama çalışırken olduğu gibi evde oturduğum zamanlarda da bir kez olsun atlamadı, hatırlanmak ne güzel.

Her ne kadar kadın olmak zor olsa da şu dünyada, iyi ki varız kadınlar, günümüz kutlu olsun!

FACEBOOK YORUMLARI


TORİK YORUMLARI