“Aptal gibi gözükmeye razı değilsen aşık olmayı hak etmiyorsun demektir”

  
   Torik Yazarı                        

İlle de şart mı aptal gibi gözükmek aşık olmak için? Ben zaten aşık olmadan da baya başarılıyım bu konuda. Bi de üstüne aşık olunca beni aptal parantezine almamız gerekir. Hem parantez içlerinin işlem önceliği de var. Kırmaya önce benim kalbimden başlarsınız.

Konuyla ilgili kitaplar mı okumadım filmler mi izlemedim müzikler mi dinlemedim? Hepsini yaptım. Şey meselesini es geçmişim, Nazım’ın da dört dizelik şiirinde bahsettiği şarkı dinlemek değil şarkı söylemek meselesini. O kadar çok şarkı dinledim ki kendi şarkımı söylemeye vakit yetmedi sanırım. Ya da içim almamıştır. Belki de müzik kulağım yoktur pek. Bilemiyorum şimdi.

İsimlerini vermek istemediğim (aslında vermek istediğim ama yazımı okurken ismini gördüğü andan başlayarak en iyi ihtimalle benimle 20 gün küs kalacak) dostlarımın şarkılarını dinledim mesela. Öyle böyle dinlemedim ama defalarca dinledim. Her seferinde birlikte inandık bu sefer dedik doğru tonda gidiyor. Bu sefer oluyor bu şarkı tutar dedik. Dedik mi demedik mi bebeklerim? Dedik. Sonra bir şeyler oldu. Bizimkilerin şarkıları hiç de o tonda gitmedi. Bi kısmının akordu bozuldu, bi kısmının sözleri kötüydü tutulmadı pek, bi kısmı inanamadı, dedi ki bu şarkı çok güzel tutmaz bu ülkede değerini bilmezler iyisi mi ben hiç girmeyeyim bu şarkı işlerine. Çok sevdiğim ciğerine kadar bildiğim bi çok kişiyi izledim aşıkken. Ben aşıkken değil, onlar aşıkken. Dedim ya ben şarkı söyleme meselesini es geçmişim. Arkadaş bir insan beynini kaybeder de bu kadar eder mi? Bi tanesi mesela bankacı akrabasından rica etmişti sevgilisinin banka hareketlerini izliyorduk, bir diğeri sevgilisine güveni olmadığından elinin altında bulunan ösym şifresiyle çocuğun üniversite tercihlerini kontrol etmişti doğru mu söylüyor diye, bir tanesinin doğum gününü barda kutlamıştık bi tek kendisi yoktu, sevgilisi izin vermedi diye eve geçmişti zavallım.

Bir diğerini sevgilisi terk etmişti taksiyle çarşıyı turlamıştık “şunu bi yüzüme yüzüme söylesene terk ettin mi beni” desin diye. Başkası “Artık buraya kadar engelliyorum ben bunu benim için bitmiştir” dedikten yazıyla üç, sayıyla 3, roma rakamıyla III gün sonra çocukla buluşup saatlerce sohbet edip dönüşte “Çok güzeldi ya, kesin kötü sonuçlanır en iyisi yine engellemek” deyip tekrar engellemişti. “Kendi aramızda yüzüğümüzü de taktık önümüzdeki yaza nişanlanırız” diyenler söz konusu kişilerin adını bile anmıyor şuan.

Yazdıkça da aklıma geliyor; biri önce aşık olup sonra inanılmaz stratejik hamlelerle çocuğu kendine aşık etmişti. Önce çocuğa hiç yüz vermemeler, sonra çocuk hasta olduğunda “kendime ıhlamur yapmıştım da sana da iyi gelir diye düşündüm” demeler, bundan da sonra kendine rakip olarak gördüğü başka bir kızın bir açığını bulup önce çocuğun yakın arkadaşlarına sonra kızın bütün çevresine yayıp en son bunda asla parmağı yokmuşçasına kızı teselli etmeler falan. Birinin cep telefonu yoktu sevgilisini ev telefonundan arıyordu, bütün gün saatlerce konuşuyorlardı sonra telefon faturası baya yüklü miktarda gelince babası bizimkinin sırtına sandalye fırlatmıştı o an sinirle. Asıl hiç unutamadığım bir tanesi nişanlandı kurdelesini falan yutturdu bana, aylar sonra aradı ben dedi nişanı attım kayın valideyle kavga ettik. Allah dedim belanızı vermesin, ben dedim kurdele yuttum ben dedim şimdi ne olucam?

Velhasıl bu gözler neler gördü bu kulaklar neler duydu arkadaşlar. Şimdi sen bu gözleri bu kulakları bu kalbi aşka inandırabilir misin? Belki inandırırsın canım o kadar da katı görüşlü olmayalım. Şaka maka bu olaylar bu kadar gözünün önünde yaşanan her birey gibi ben de yıllar süren yalnızlığımı “Kalitesiz bir birlikteliktense kaliteli bir yalnızlığı yeğlerim” görüşüne dayandırmışım haliyle. Karşıma biri çıkınca kafamın içinde sürekli aynı şeyleri tekrarlıyorum “sakın hesap sorma, sakın hesap verme, sakın karışma, sakın karıştırma, sakın sevdiğini çok belli etme sakın ileriye dönük sözler verme, sakın sakın sakın mamunu mamunu mamunu musluğu açtık tıpasını taktık” diye gidiyor bu liste. Neyi yapmaman gerektiğine çok odaklanırsan neyi yapman gerektiğini kaçırırmışsın ya benimki de o hesap sanırım. Kaçıralım bakalım kaçırabildiğimiz yere kadar. Bizim de bir gün çiçeklerimiz açacak. Ya mezarda ya burada. Açacak ulan! Açmazsa şerefsizim!

FACEBOOK YORUMLARI


TORİK YORUMLARI