Anne Ben Aktivist Oldum!

  
   Torik Yazarı                        

Bahar gelmiş ya, açtım kapıyı pencereyi buyur ettim içeri. Sen benim yüzümü güldürdün sen de hep gül böyle olur mu? Gül ki dertliler umut bulsun. Sana bakan yeşillensin, filiz versin, tomurcuklansın, çiçek açsın. Bırak kuşlar cıvıldasın. Al şu üzerimize sinen kış uyuşukluğunu. Sen geldin ya artık yaz da gelecek. Biliyoruz o güzelim yaz güneşi çok uzaklarda değil, köşeyi döndü dönecek! diyerek övgüler düzmeye başlamışken yağan kar arkasından 3 gündür dinmek bilmeyen yağmur beni benden aldı, bu nasıl memleket arkadaş! Bari bugün müsaade etseydin; aktivist olacağım ben!

Fotoğraf: Esra Bakay

Bugün 15 Mart 2019 Cuma, dünya genelinde yaklaşık 123 ülke ve 2052 alanda gerçekleştirilen ‘Fridays For Future’ (Gelecek için Cuma Günü Okula Gitmeme) eylemlerinden birisi de yaşadığımız şehirdeydi. Ben de geleceğe umut olan bu okul çağındaki çocuklara ve gençlere yanlarında durarak destek vermek üzere şehrin sokaklarındaydım. Ne diyelim hayatımın ilk protesto yürüyüşü 47 yaşıma, Almanya’ya ve de çocuklarla birlikte yeryüzünün ve çocuklarımızın geleceği için düzenlenen gösteriye kısmetmiş.

Fotograf: Esra Bakay

Protesto gösterisi söylendiği gibi tam saat 12.00’de başladı. Çocuklar ellerindeki pankartlar eşliğinde alandaki yerlerini aldılar. Önce tüm katılımcı okulların sözcüleri sırayla konuşmalarını yaptılar. Mikrofunun sesi oldukça kısıktı, konuşmacılara yakın olmama rağmen konuşmalarını duyamadım. Hoş duysam da ne kadarlık kısmını anlardım onu da bilemiyorum ya neyse… Alan tamamen doluydu, böylesine bir kalabalığı hiç beklemiyordum. Organizasyonu gerçekleştirenler de böylesine bir kalabalığı beklemiyormuş. Gün içinde takip ettiğim haberlere göre katılımcı sayısının 500 kadar olması beklenirken gerçekleşen katılımcı sayısı 2000’i bulmuş. Oldukça fazla sayıda öğrenci varken bir o kadar da onları desteklemek için gelen 7’den 77’ye her yaştan destekçi alanda ve sokaklardaydı. Konuşmaların ardından şehir merkezindeki ana cadde ve sokakları takiben merkez çevresinde sloganlar eşliğinde bir tur atıldı. Tüm yürüyüş güzergahı üzerindeki caddeler polis tarafından araç trafiğine kesilerek gençlere ve onlara destek verenlere yol açıldı. Yolu kesilen ve gerisinde trafikte takılıp kalan tek bir araçtan tek bir korna sesi gelmedi. Hayat bir taraftan günlük rutininde devam ederken bir taraftan da evlerinden ve iş yerlerinden izleyen kişiler alkışlarla ve tebessümleriyle, çocukların gelecekleri için yaptıkları bu protestoyu saygıyla izleyerek onlara destek verdiler. Hiçbir parti ya da organizasyon gösteriyi sahiplenmeye çıkmadı, meydanı tamamen çocuklara bıraktılar. Gösteri yürüyüşün ardından başladığı meydanda ama bu kez daha küçük bir kalabalık önünde çocukların yaptığı kapanış konuşmalarıyla sona erdi. Toplam 1 saat kadar süren gösteride şemsiyeli şemsiyesiz herkes sırılsıklam ıslandı. Olumsuz hava koşulları organizasyonlara engel teşkil etmiyor burada. Eee nasıl diyor Almanlar “Kötü hava yoktur, uygun olmayan kıyafet vardır”, doğru ama işte o uygun kıyafetlerimize rağmen ıslandık ama yağmura rağmen çocuklar gelecekleri için protestolarını yaptılar.

Gösterinin ardından kendime en sevdiğim Cafe’de bir kahve molası verdim. Benim ardımdan ellerinde pankartlarıyla 2 genç kız girdi içeriye. Şöyle bir onlara baktım, döndüm pencereden sokakları izledim. Sonra dedim ki kendi kendime refah seviyesi yükseldikçe insanların karnını doyurmak ve para kazanmak dışında da gelecek kaygıları olabiliyor. Gündelik basit yaşamsal dertlerin dışına çıkabildiğin ölçüde hayata makro bakabiliyor, yeryüzünün geleceği için global düşünebiliyorsun. Almanya gibi ağır sanayi ülkesinde iklim ve doğayı koruma adına yapılan gösteriler insana ‘bu ne yaman çelişkidir’ diye düşündürmüyor değil ama bu düşüncelerin yayılmasına izin veriliyor olması bile geleceğe ilişkin bir umuttur belki de. Almanların mottolarından birisi de doğaya saygı. Onu korumak adına yaptıkları da saygı duyulur cinsten. Ağır sanayileşme ve otomotiv sektöründeki patlamanın ardından yaşanan asit yağmurları sonrasında mevcut ormanlarının büyük bir bölümünü kaybediyorlar. Sonrasında ise kendi elleriyle tek tek dikip yetiştirdikleri ağaçlarla yarattıkları resim gibi grup grup büyüklü küçüklü ormanlar var. O ormanlarla ilgilenen gönüllü insanlar var. Çöplerini ayrıştırıp artıkları yeniden dönüştürüyorlar. Yenilenebilir doğal enerji kaynaklarını olabildiğince kullanıyorlar. Güneş panellerinden ve rüzgar santrallerinden sağlanan enerji azımsanmayacak ölçüde. Enerji tasarruflu yapılara sağlanan özel teşvikler ve krediler var. Arabanı istasyonlar dışında bir yerde yıkayamıyorsun çünkü aksi takdirde arabalardan sızan yağlar doğal kaynaklara karışarak suları kirletiyorlar. Basit gibi gözüken ama farkındalık yaratan uygulamalar bunlar. Şimdilerde sırada plastik çatal bıçak, tabak, bardak satışlarının durdurulması ve otobanlarda yüksek hız sebepli oluşan egzoz gazı salınımını önlemek amacıyla getirilecek hız sınırlaması var. Ve bunları yuvalardan itibaren çocukların kafalarına kazımaya başlıyorlar.

Fotoğraf: Esra Bakay

Umut gençlerde ve geleceğin gençleri çocuklarda. İnşallah bu çocuklar yakın bir gelecekte halka halka yayılan bu farkındalıklarla artık sürekli büyüyemeyeceğini anlayan ama bunu kabul etmeyip büyümek uğruna yakıp yıkan, kendi savaşlarını çıkaran bir taraftan da can çekişen kapitalizmin alternatifini bulup yeniden doğaya dönerek geleceği pozitif bir şekilde inşa edecekler.

BENZER HABER

FACEBOOK YORUMLARI


TORİK YORUMLARI