100 Yıl Öncesinden Bir Hazırcevap Yazar: Süleyman Nazif

  
   Torik Yazarı                        

Süleyman Nazif, hakkında çok sayıda çalışma yapılmış, birçok kitap yayınlanmış bir yazarımız. 1869 doğumlu şair ve yazar şiirleri ve kitapları kadar nükteleri ve sataşmalarıyla da tanınıyor. Döneminde laf yetiştirmediği, tatlı tatlı polemiğe girmediği kimse neredeyse kalmamış. Gelin bu cevaplardan 10 tanesini sıralayalım.

1Çin Ordusu

Süleyman Nazif Bağdat valisi olduğu dönemde Ordu komutanlığından bir telgraf alır. Telgrafta “Hemen Yüz bin okka şeker, beş yüz bin okka un, on bin okka çayı temin edip gönderiniz” denilmektedir. Telgrafı çeken fazladan bin koymuştur her ürüne. Beş yüz okka olması gereken un beş yüz bin yazılmıştır mesela. Süleyman Nazif hiç istifini bozmaz. Şöyle cevap yazar.

‘Çin İmparatorluğu’na çekilmesi icap eden telgraf, yanlışlıkla vilayetimize gelmiştir. Bu itibarla mesuliyetimiz mahşere kalmıştır’.

2Böbrek taşı

Süleyman Nazif İçtihat Gazetesi sahibi Abdullah Cevdet’i hiç sevmez. Bir gün Süleyman Nazif’e Abdullah Cevdet’in hasta olduğu söylenir. Nazif “neymiş hastalığı’ diye sorar. “Mesanesinde taş varmış” cevabını alınca cevabı yapıştırır.

“Desenize taş kalbi oraya düşmüş”.

3Çıkılmaz, inilir

Süleyman Nazif bir gün Cağaloğlu yokuşundan inerken ters yönden yokuşu çıkmakta olan bir arkadaşına rastlar. Arkadaşına nereye gittiğini sorar. O da ‘Abdullah Cevdet’e çıkıyorum’ der. Süleyman Nazif’in cevabı hazırdır:

“Abdullah Cevdet’e çıkılmaz, inilir”.

4Deniz suyu

Dostlarıyla buluştuğu bir ortamda çok da hoşlanmadığı Celal Nuri Bey’den bahsedilir. Süleyman Nazif’e bu kişi hakkında ne düşündüğü sorulur. Cevabı hazırdır:

“O deniz suyuna benzer. Ne içilir, ne geçilir”.

5Hafif meşrep

Süleyman Nazif, yakın dostu Abdülhak Hamit Tarhan’ın hayatını sıklıkla eleştirir. Bir gün yine dostunun yanında pek ona yakıştıramadığı, o yılların deyimiyle ‘hafif meşrep’ bir kadın görür. Dilini tutamaz:

‘Efendim, Fatma Hanım vefat ettiği zaman “Makber’i yazmıştınız. Şu yanınızdaki de ölürse, herhalde ‘Mezbele’yi yazarsınız”.

Torik notu: Abdülhak Hamit Tarhan 1851-1937 yılları arasında yaşadı. Dış İşleri’ne girdi. Paris ve Bombay’de görev aldı. Eşi Fatma Hanım’ı İstanbul’a dönerken Beyrut’ta kaybetti. Bu ölüm üzerine en önemli eserlerinden olan ‘Makber’i kaleme aldı.

6Sıfır

Süleyman Nazif’in sevmediği çoktur. Usta yazarın İttihatçılardan Halil Menteş ile de arası hiç iyi değildir. Bir gün ona fikri sorulur. Cevabı hazırdır.

“Halil bey 120 kiloluk bir sıfırdır”.

7Kafiye

Süleyman Nazif klasik usul, vezinli, kafiyeli şiir sever. Eserlerini de bu tarzda kaleme alır. Bir gün genç şairlerden biri yeni yazdığı şiirlerini üstada okumak istediğini bildirir. Genç şair serbest tarzda yazdığı şiirlerinin birkaçını Süleyman Nazif’in huzurunda okur. Okuması bitince, biraz da çekinerek, üstadın en çok hangi şiirlerini beğendiğini sorar. Süleyman Nazif’in cevabı hazırdır:

‘Henüz okumadıklarınız’.

8Güreş

Süleyman Nazif ‘Hadisat’ gazetesini çıkarmaktadır. Aynı hanın üst katında da başka bir gazetenin yazıhanesi vardır. ‘Alemdar’ isimli bu gazeteyi de Ref’i Cevat çıkarmaktadır. Bir gün gazete sahibi Ref’i Cevat ile baş muhabiri Pehlivan Kadri şakasına güreşe tutuşurlar. Ancak o kadar hararetli güreşirler ki bütün bina sarsılır. Süleyman Nazif’in, neler olduğunu soran bir arkadaşına cevabı hazırdır:

‘Ref’i Cevat Alemdar’a baş makalesini yazıyor’.

9Sen, Siz

Abdülhak Şinasi Hisar zamanında kibarlığıyla bilinir. Usta yazar kibarlığı o kadar abartmıştır ki kendi öz kardeşine bile ‘siz’ diye hitap etmektedir. Bu aşırı kibarlıktan fazlasıyla sıkılan Süleyman Nazif, Abdülhak Şinasi ve kardeşinin bulunduğu bir ortamda, dayanamaz lafı gediğine oturtur:

“Siz, Fransa’daki Sen nehrine de Siz mi diyorsunuz?”

Torik notu: Paris’in içinden de geçen Seine nehri Sen okunur.

10Çukur

Süleyman Nazif’in kimseleri kolay, kolay beğenmediğini artık biliyorsunuz. Yine böyle, çok sevmediği bir insan hakkında konuşuluyormuş. Süleyman Nazif kendini tutamamış, vermiş, veriştirmiş. Yanında bulunanlardan bir arkadaşı da lafa karışmış ve eklemiş; “Haklısınız, o alçağın biridir”.

Süleyman Nazif bu söz üzerine biraz düşünmüş ve eklemiş:

“Hayır, ona alçak diyemezsiniz. Çünkü, alçağın da bir yüksekliği vardır. Bu herif ise, alçak değil, çukurdur, çukur!”

Torik notu: Süleyman Nazif hakkında basılmış bir çok kitap ve yayınlanmış çok sayıda çalışma arasında 2010 tarihli, Atatürk Kültür Merkezi yayını, Önder Göçgün imzalı ‘Süleyman Nazif’ kitabını tavsiye ederiz.

FACEBOOK YORUMLARI


TORİK YORUMLARI