Bir Rol Uğruna Neler Yapılmıyor ki?

  
   Torik Yazarı                        

Hollywood’da aktör olmak zor iş doğrusu! Bir rol için aylarca at binme dersi alan mı istersin, bütün bir seneyi spor salonunda geçiren mi? Rolüne hazırlanmak için kilo alıp verenler, saçlarını kazıtanlar, şekilden şekile girenler… İşte size hızlı bir liste.

1Charlize Theron / Tully

Biz onu daha geçen sene ‘Atomic Blonde-Sarışın Bomba’ filminde bomba gibi izledik. James McAvoy’la başrolü paylaştığı filmde, Soğuk Savaş dönemi Berlin’inde aksiyonun dibine vuruyordu. Film o kadar beğenildi ki 2019’da bizi devam filmi bekliyor olacak. İki yıl daha geriye gidelim, 2015, ‘Mad Max Furry Road’ sonsuz çöllerde bir tırın direksiyonunda inanılmaz bir aksiyon… Başrolde Tom Hardy’yle birlikte yine Charlize Theron. Gelelim 2018’e. Aynı Charlize bu sefer 3 çocuklu, hayattan bezmiş bir anne rolünde. Bir elinde biberon bir elinde kirli çocuk bezi, tanıyabilene aşk olsun. Sahiden de tanınmaz halde Charlize Theron. Çünkü bu rol için tam 23 kilo almış. Filmin adı ‘Tully’. Daha önce yine Theron’la ‘Young Adult’ı çeken yönetmen Jason Reitman ve senarist Diablo Cody’nin yeni filmleri. Filmde Charlize Theron 3 çocukla baş edemeyip gece bakıcısı tutan Marlo adında bir kadını canlandırıyor. Gece bakıcısı da Tully. Onu da genç kuşak oyunculardan Mackenzie Davis oynuyor. Pek bu 23 kilo nasıl alınmış diyecek olursanız. Theron ‘junk food’ tabir edilen yiyeceklerin dibini görmüş bir kere. Hamburgerler, milkshakeler, pizzalar, cipsler falan. Gece 2’de kalkıp bir tabak makarna yiyormuş sırf bütün gün yediklerine cila çekmek için. Güzel aktris tam bir sene uğraşmış bu kiloları almak için. Eh boşuna Charlize Theron olunmuyor bu dünyada!

2Tom Hardy / Fonzo

Şimdi bu fotoğrafta gördüğünüz göbekli, saçlar seyrelmiş, atletli arkadaş Tom Hardy’den başkası değil. Hani Charlize Theron’dan bahsederken ‘Mad Max Furry Road’ filminde birlikte oynadı dediğimiz Hardy, yani bizzat Mad Max’in ta kendisi. Nerede o yapılı, kaslı arkadaş nerede bu göbekli vatandaş! Evet, Tom Hardy yeni filminde ünlü Amerikalı gangster Al Capone’u canlandırıyor. Filmin adı ‘Fonzo’. Sette çekilen bu fotoğrafı da ünlü oyuncu kendi instagram hesabında paylaştı. Hardy bu filmde hapisten çıkan 47 yaşındaki hasta ve bitkin Al Capone’u canlandırıyor. Üstelik hapishane Capone’a iyi gelmemiş, bir zamanların acımasız gangsteri erken bunamayla karşı karşıya gelmiştir. Filmin yönetmeni,‘Fant4stic’ filmi çok da beğenilmeyen, Josh Trank. Filmde Al Capone’un eşi rolünde Linda Cardellihi rol alıyor.

3Charlize Theron / Monster

Yıl 2003 ve yine karşımızda Charlize Theron. Film gerçek bir hikayeyi ekrana taşıyor. Adam öldürmek suçundan idama mahkum edilen Aileen Wuornos’un hikayesini. Aileen Amerikalıların tabiriyle tam bir ‘kaybeden’. Eğitimsiz, bir mesleği yok. Tüm çabalarına rağmen bir türlü iş bulamıyor. Geçinebilmek için başka yollara sapıyor. Theron bu iç burkan hikayeyi o kadar güzel ekrana yansıtmıştı ki aday gösterildiği ‘En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını da hakkıyla kazandı. Bu kategori filmin tek Oscar adaylığıydı. Bir kadın yönetmenin, Patty Jenkins’in, yönettiği filmin Charlize Theron’un filmografisinde ayrı bir yeri var. Theron bu film için de neredeyse 20 kilo almıştı. O güzel aktris tanınmayacak bir hale gelmişti. Rol o kadar korkutucuydu ki Kate Hudson, Kate Winslet gibi isimler teklifi kabul etmemişlerdi. Aileen film boyunca 189 kez ‘fuck’ diyordu. Ondan korkmuş olmasınlar? Ama korkmayan Theron Oscar’ın da sahibi oldu.

4Christian Bale / The Machinist

‘Transsiberian’, ‘Session 9’ gibi filmleriyle tanıdığımız Brad Anderson 2004’te ‘The Machinist’ isminde bir film çekti. Filmin başrolünde de Christian Bale oynuyordu. Bale, filme başladığında 78 kiloydu. Rol için tam 29 kilo verdi. Bu şu ana kadar bir aktörün rol gereği verdiği en yüksek kilo. Yapımcılar kilo verme konusunda bir alt limit koymuşlardı. 50 kilonun altına inen Bale’de artık bacak kası kalmamıştı. Usta aktör bunca kiloyu verebilmek için çok sert bir diyet uyguladı. Bale bir günde sadece bir kutu ton balığı ve bir elma yiyordu. Üstelik neredeyse 30 kilo veren Bale hemen ertesi yıl rol aldığı ‘Batman Begins’ için bu verdiği kiloları fazlasıyla geri aldı.

5Chris Hemsworth / In the Heart of the Sea

Marvel Cinematic Universe filmlerinin ünlü Thor’u, Chris Hemsworth. Güçlü, kuvvetli, yapılı, Amerikalıların tam lise sporcusu tipli bir abimiz. Ama rol gereği aylarca açık denizde aç bilaç kalan bir gemiciyi canlandırdığı 2015 tarihli ‘In the Heart of the Sea’ filmi için 10 kilodan fazla verdi. Oscarlı yönetmen Ron Howard imzasını taşıyan film gerçek bir hikayeden yola çıkıyordu. Ünlü roman Moby Dick’e de ilham veren film 1820 yılında balina avına çıkan bir balıkçı gemisinin dev bir balina tarafından batırılmasını anlatıyor. Gemiciler bu zor koşullarda yeterli beslenemeden amansız bir mücadeleye soyunmuşlar. Mürettebatın bu durumunu olabildiğince gerçekçi ekrana yansıtmak adına filmin kadrosuna günlük 500-800 kalorilik bir diyet uygulanmış. Yani sadece Chris Hemsworth değil gemi mürettebatını canlandıran aktöründen figüranına herkes kilo kaybetmiş. Bizim Thor olarak bilip sevdiğimiz Chris arkadaşımız da bu film boyunca 10 kilodan fazla kilo vermiş.

6Natalie Portman / Black Swan

Rol çok önemli bir roldü. Natalie Portman da rolün hakkını verdi açıkçası. ‘Black Swan-Siyah Kuğu’ (2010) filminden bahsediyoruz. Portman bu rol için sadece kilo vermekle kalmadı balerinlerin kaslı vücut yapılarına kavuşmak için de düzenli antreman yaptı. Ünlü bir balerin olan Mary Helen Bowers tarafından özel olarak hazırlanan bir egzersiz programı çerçevesinde haftada 6 gün ve günde 6 saat çalıştı. Portman’ın bu role hazırlanması neredeyse 1 yıl sürdü. Ama sonunda filmdeki bale sahnelerinin %80’inde kendi dans etti. Sadece profesyonel balerin olmayı gerektirecek bazı sahnelerde dublör kullanıldı. Filmdeki 139 dans sahnesinden 111’inde Portman kendi dans etti. Diğerlerinde Sarah Lane isimli bir balerin dans işini devraldı. Portman ayrıca bu rolü için yaklaşık 10 kilo verdi. Ama sonuçta ortaya unutulmayacak bir film çıktı.

7Edward Norton / American History X

98 yılının belki de en iyi filmi. En azından en akılda kalıcısı. Los Angeles’lı ırkçı gençlerin hikayesi kolay kolay unutulacak cinsten değil. Özellikle de 2 başrollerden birinde yer alan Edward Norton’un performansı. 1969 doğumlu Norton bu film çekildiğinde henüz 30 yaşın altında. Bu film kariyerinin de ilk büyük başarısı desek yanlış olmaz. Norton bu rol için yaklaşık 15 kilo aldı. Ama bu kilolar göbek olarak değil kas olarak alındı. Ve bu kaslar için spor salonunda uzun saatler boyunca ter döküldü. Norton yine bu rol için saçlarını kazıttı. Hatta tüm vücudu tüylerden arındırıldı. Neyse ki vücudundaki Nazi dövmeleri kalıcı değildi. Edward Furlong, Fairuza Balk gibi o yılların parlak isimlerinin de rol aldığı ‘American History X-Geçmişin Gölgesinde’ unutulmaz filmler kategorisinde yerini aldı. Norton bu rolle yine zor bir işe soyunmuştu aslında. Filmde 214 kez ‘fuck’ kelimesi geçiyordu (Monster’dan da fazla!). üstelik Derek Vinyard karakteri her aktörün oynamak isteyeceği bir karakter değildi. Zaten dönemin önemli birkaç ismi rolü geri çevirmişti. Ama Norton kabul etti ve bize muhteşem bir performans sundu.

8Noomi Rapace / What Happened to Monday

Aslında bu filmde kilo alma verme sorunu yok, kılıktan kılığa girme durumu var. Hem de 7 ayrı kılığa. Sanki bir Pamuk Prenses ve 7 Cüceler masalı gibi, bu filmde ‘Ejderha Dövmeli Kız’ serisinin 3 filmiyle tanıdığımız Noomi Rapace 2017 tarihli bu filmde tam 7 ikiz kızkardeşi tek başına canlandırıyordu. Bizde de vizyona giren ‘What Happened to Monday- Yedinci Hayat’ filmi ilginç bir başarıya imza attı. Ülkemizde neredeyse 300.000 seyirci rakamına ulaşan film farklı konusuyla dikkat çekti. Willem Dafoe ve özellikle Glenn Close gibi önemli isimlerin de yer aldığı filmde Noomi Rapace tam 7 farklı karakterdeki kızı canlandırıyordu. İş kadını, sanatçı ruhlu, bilgisayar manyağı, sportmen…

9Leonardo di Caprio / The Revenant

Leonardo’yu nasıl bilirsiniz? Sarı saçlı, mavi gözlü, çocuk yüzlü, nazik, yakışıklı… Evet bu sıfatların hepsi doğru ama biz onu ‘The Revenant-Diriliş’ filminde karlarla kaplı ormanda çaresiz kalmış, saçı sakalı karışmış, yüzü gözü şişmiş, berbat bir durumda seyrettik. Ama hayat tatlı. Di Caprio’nun canlandırdığı Hugh Glass kakarteri hayatta kalmak için her şeyi yapıyordu. Başarılı aktör, böyle rol bulmuş, hem de yönetmen koltuğunda Inarritu oturuyor, kaçırır mı? Yakışıklı gözükmeyeceğim, o lepiska saçlarım çirkin görünecek, kilolu, ayı gibi görüneceğim hiç düşünür mü? Üstelik Inarritu sette hırçınlığıyla bilinen bir yönetmenmiş. Söyleyenlerin yalancısıyız. Bir de üstüne çekim yapılan doğal koşulların sertliği binince teknik ekibin bir kısmı filmi yarıda bırakıp gitmiş. Ama Di Caprio her zorluğa göğüs germek bir yana o muhteşem ‘ayıyla dövüş’ sahnesinin bile altından başarıyla kalkmasını bildi. Üstelik bu rolüyle 6. kez Oscar’a aday gösterildi veeee ilk kez ödülün sahibi oldu.

10Margot Robbie / I, Tonya

Margot Robbie – I, Tonya / Focus

Son olarak bu sezondan bir film, ‘I, Tonya’. Amerikalı ünlü buz patenci Tonya Harding’in gerçek yaşam öyküsü. Tonya, Amerikalıların tabiriyle tam bir ‘red neck’ yani ‘kıro’. Daha çok elitlerin yaptığı bu spor dalında geldiği aile çevresi yüzünden hep dışlanmış. Yine de milli takıma girmiş, ülkesini olimpiyatlarda temsil etmiş. Ama skandallar hiç peşini bırakmamış. Peki, bu rolde izlediğimiz Margot Robbie? Hollywood’un yeni sarışın güzeli. Will Smith’le birlikte rol aldığı ‘Focus’ filmini hatırlayalım. Tam bir cazibe merkezi. Genç ve güzel oyuncunun adı 2018-2019 sezonu için neredeyse 10 projede (içlerinde Suicide Squad 2 de var) geçiyor. O kadar popüler yani Margot. Ama onun canlandırdığı bu Tonya rolü için girdiği kılık, kıyafet, saç, davranış? Tam bir kıro kız! Ama popüler projeler arasında gidip gelen 1990 doğumlu Margot Robbie’nin filmografisinde hiç şüphesiz her zaman övgüyle anılacak bir film ‘I, Tonya’. Zaten bu rol genç yıldıza Oscar adaylığı bile getirdi. Daha ne olsun? Robbie bu rol için uzun süre buz pateni dersi de aldı. Daha önce bu sporu hiç yapmamış olan Robbie sahnelerin altından başarıyla kalkmasını bildi.

FACEBOOK YORUMLARI


TORİK YORUMLARI