Beril Ateş Torik TV Özel Röportajı

  
   Torik Yazarı                        

Genç sanatçımız Beril Ateş’i Teşvikiye Cami’nin hemen arkasında yer alan, her tarafı sanat eserleriyle dolu keyifli atölye-evinde ziyaret ettik. Mehmet Erenkaya soruları sordu, çekimi ve montajı gerçekleştirdi. İrem Demirhan sesleri aldı ve Mehmet’e asiste etti. Ortaya güzel bir röportaj çıktı.

Çizmek, evet benim için bir tutku. Ama ben bu tutkuyu aslında bir fizyolojik ihtiyaç gibi yorumluyorum. Yani, nasıl uykuya ihtiyacımız var, yemeğe ihtiyacımız var, benim de bir şekilde çizmeye ihtiyacım var gibi. Dolayısıyla kendimi aslında anlatma biçimim. Bir şekilde benim çizmem gerekiyor ki ben kendimi daha iyi ifade edebileyim aslında. Çünkü sözel olarak bazen çok iyi ifade edemediğim durumlar oluyor ve insan olarak söylemek istediklerimi en iyi çizerek ve bazen de çeşitli metinler kullanarak ifade ediyorum.

“Nasıl uykuya ihtiyacımız var, yemeğe ihtiyacımız var, benim de bir şekilde çizmeye ihtiyacım var”

Ben aslında yola, başarıya ulaşmam gerekiyor diye çıkmadım. Hedefim başarılı olmak değil aslında sevdiğim işi yapmak, bu işi yaparken mutlu olmak ve mutlu olurken aslında birilerini etkileyebilmekti. Kendi tatmin olmadığım hiçbir işi ne müşterilerime sunuyorum ne de eğer bu bir eserse, bir sanat eseriyse onu galeriye asıyorum. Önce benim bir şekilde tatmin olmam gerekiyor. Tabii ki bu süreç sancılı oluyor zaman zaman. Çünkü bir yaratım süreci var ortada aslında. Doğum yapmak gibi bir şey yani o fikri bulmak, onun üzerine uğraşmak, sonrasında onu nihayete erdirmek bir şekilde zor bir süreç oluyor. Kimi zaman bir çizim bir gün de sürebiliyor 10 gün de sürebiliyor, 1 ay da sürebiliyor. İşin ucunda, eğer sabırlıysanız, o bir şekilde sizi zaten tatmin ediyor. Bu konuda da bence işin maddi olarak sizi tatmin edip etmemesi mesele değil de, o işten keyif alıp o işi seçerek, eğer güzel bir işse, sizi mutlu edecekse, o iş bir yere varacaksa o işi yapmak çok daha sonuca ulaşır bir durum yaratıyor aslında.

“Yaz, deniz, tuz sevdiğim için insanlar bana ‘Tuzlu Kadın’ diyorlar”

Son birkaç senedir insanların, insanlığın aslında gidişatından biraz hoşnutsuzum diyebilirim. İnsandan biraz kaçıp tekrar aslında çocukluğuma geri dönmek, biraz da suyun altına aslında kafamı gömmek gibi bir durum söz konusu oldu. Daha öncesinde çiziyor olduğum insanlarla su altını aslında özdeşleştirmeye başladım. Yani su altında aslında çok güzel bir sistem ve hoşgörü var. Yeryüzünde insanların edinemediği bir şey bu, hala öğrenemediği bir şey. Dolayısıyla biraz su altı canlılarını insanlarla benzetip aslında ne gibi özelliklerimiz benziyor, onlarda ne artı bizde ne eksi, bunları birazcık birleştirip göstermeye çalışıyorum. Tabii bir yandan da yaz, deniz, tuz sevdiğim için insanlar bana ‘Tuzlu Kadın’ diyorlar. Çünkü yazın tuttuğum, özellikle bütün seyahatlerimde tuttuğum çeşitli defterler var. Bu defterlerde biraz bu hem tatillerimi, hem keyif aldığım anları dokümante ettiğim bir defter sistemi diyeyim. Dolayısıyla burada gördüğünüz birçok şey aslında denizle ilintili ve ben de aslında o tutkumu biraz defterlere yansıtmaya çalışıyorum.

“Çünkü eğer ben evriliyorsam ve dönüşüyorsam, işlerim de benimle birlikte evrilmeli”

İnsanların sanata atılırken kendilerini tek bir olguya bağlamamaları gerektiğini düşünüyorum. Çünkü herkes bir şekilde dönüşüyor, evriliyor, zaman evriliyor, çağ evriliyor. Hepimiz de bu düzenin içerisinde bir şekilde farklılaşıyoruz ve buna aslında engel olmak çok zor aynı yerde durmak. Ben de kendim zaten kendi işlerimde de bu dönüşüme çok fazla mani olmuyorum. Çünkü eğer ben evriliyorsam ve dönüşüyorsam, işlerim de benimle birlikte evrilmeli diye düşünüyorum. Dolayısıyla insanların da aslında sanat yapmak için sanat yapmak değil de söyleyecek bir şeyleri varsa eğer, aktarmak istedikleri bir şey varsa, buna korkmadan atılmaları gerektiğini, birazcık cesur olmaları gerektiğini düşünüyorum. Sonrasında da çok aynı şey üzerine takılıp kalmadan kendilerini biraz daha zamanın akışına bırakarak aslında o dönüşüme kendilerini bırakarak daha fazla üretip, daha fazla yaratıcı olmaya açık olmaları gerektiğini düşünüyorum.

İnsanlar, “Ondan para mı kazanacaksın, niye sanat yapıyorsun?”, veya işte “Bu ülkede sanat mı yapılır?” gibi birçok yorum yapabiliyorlar. Ama her şeye rağmen o tutkuysa eğer zaten bir şekilde yolunu buluyor.

FACEBOOK YORUMLARI


TORİK YORUMLARI
  1. […] Beril Ateş Torik TV Özel Röportajı […]