Netflix Dizisi ‘Dogs of Berlin’i İzlemek İçin 8 Sebep

  
   Torik Yazarı                        

Eğer Netflix abonesiyseniz yüzlerce içerik arasında ‘şimdi ne seyretsem’ diye kara kara düşünüyor olabilirsiniz. Bu yılki Oscar’larda Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ını alan ‘Roma’yı seyrettiniz, ‘Birdbox’ da seyredildi, ‘Black Mirror’ özel bölüm de tamam, eee sırada ne var. Bizce sıraya ‘Dogs of Berlin’i koyun, neden mi? İşte neden…

1Polislerden Biri Türk

Cinayeti çözmek için görevlendirilen 2 polisten biri Erol Birkan isminde Berlinli bir Türk. Erol karakterini 1980 Hamburg doğumlu Fahri Yardım canlandırıyor. Erol, zor bir mahallede doğmuş bir üçüncü kuşak Almancı. Mahallesindeki bir dernek sayesinde deyim yerindeyse ‘yırtmış’. Polis akademisine girmiş, basamakları birer birer çıkmış. Şu an bir uyuşturucu çetesinin peşinde. Ama bir türlü başarılı olamıyor. Bu göreve ek olarak Okan Erdem cinayetini araştırmak için görevlendiriliyor.

2Diğer Polis Tam Bir Pislik

Bu özellik bir dizi için artı bir şey mi? Evet, öyle. Olayı ilk gören ve araştırmak için gönüllü olan Kurt Grimmer öyle bir karakter ki daha ilk bölümden bir ‘love or hate’ durumu içinde kalıyorsunuz. Sevsek mi? Nefret mi etsek? Bir yanda bahis oynuyor, dünya kadar borcu var. Öte yanda karısını aldatıyor. Düzgün giden tek bir işi yok. Tam bir leş… Ama çekici bir tarafı da yok değil. İyi bir dizinin de böyle karakterler yaratması gerekmiyor mu zaten? Arada kalmış karakterler…

3Sadece Siyah Beyaz Değil Grilere de Yer Var Bu Dizide

Sıradan dizilerdeki kötüyse dibine kadar kötü, iyiyse sonuna kadar iyi karakterlerden sıkılmadınız mı? İyi bir insan arada kötü bir şey de yapamaz mı? Ya da dibine kadar kötü bir insanın bile, ender de olsa, kalbi cız etmez mi? İşte Dogs of Berlin’de karakterler sadece siyah beyaz değil, arada da gri. Nasıl gri? Her türlü gri. Hem Erol hem Kurt, hem Kurt’un eşi, hem Sabine herkes gri bu dizide.

4Aksiyon, Çatışma, Kavga, Dövüş, Bu Dizide Hepsi Var

Nasıl olmasın ki? Berlin’i haraca kesen bir uyuşturucu mafyası. Bahis olayının üstüne çökmüş bir başka çete daha. Hesaplaşmalar, göz dağı vermeler, soğukkanlı işlenen cinayetler… Seyircinin bir suç filminden/dizisinden bekleyeceği her şey bu dizide var. Hele sondaki çatışma sahnesi en zor beğenen aksiyon severleri tatmin edecek cinsten. 

5Kötü Adamlar Sahiden Kötü

Tarık Amir ve çetesi. Berlinlilerin korkulu rüyası. Neyse ki kötü adamları Türk yapmamışlar mı desek! Evet, Tarık Amir çetesi Lübnan kökenli. Çete lideri Hakim (Sinan Farhangmehr) ile onun yerine göz diken, arkasından iş çeviren kardeşi Kareem’in (Kais Setti) hiç acımaları yok. Kadın, erkek, genç, yaşlı hatta çocuk bile onların hışmından kurtulamıyor. Gözleri dönmüş bir halde önlerine çıkanı dümdüz ediyorlar.

6Günümüzün Popüler Türü Rap de Unutulmamış

Tüm dünyada varoşların yeni müziği, Rap, Dogs of Berlin’de de başrolde. Çetenin çömezlerinden Murat (Mohamed Issa) ile Raif’in (Samy Abdel Fattah) asıl tutkuları müzik. Burada da toz pembe bir dünya çizmiyor dizinin yaratıcıları. İki gencin yollarına birçok engel çıkıyor. Öyle ilk girdiğin kayıt stüdyosundan elinde albümle çıkmak yok bir takım Amerikan televizyon filmlerinde olduğu gibi.

7Dili Gerçekçi

Dizimiz Berlin’in şık caddesi Unter den Linden’de geçmiyor. Tasarım binalar, şık dükkanlar, Postdamer Platzz’ın ışıklı gökdelenleri, Avrupa’nın en büyük AVM’lerinden KDW ya da bakanların, büyükelçilerin yemek yedikleri yüzyıllık şık restoranlar yok bu dizide. Dekorumuz Berlin’in leş semtleri… Dili de leş olacak tabii. Bu dünyada gerçek olmayan karakterlere yer yok. Küfür kıyamet gidiyor dizi. Netflix çevirileri de bu dilin hakkını veriyor hani. F**k off’u ‘kahretsin’ diye çevirmek yok. Neyse o. Cart diye çeviriyorlar.

8Kadın Karakterler İnandırıcı

Bir kere, daha ilk bölümün açılışında anadan üryan gördüğümüz Sabine var. Biri emzikte, 2 çocukla yalnız başına kalmış bir kadın. Devlet yardımıyla ancak evini döndürüyor. Hatta döndüremiyor. Kurt onun lise aşkı. İkisi birbirinden bir türlü kopamamış. Kötü bir kadın değil Sabine. Mafyatik işlerin bile kendince üstesinden geliyor. ‘Monster’ filmindeki, tam bir ‘looser’ı canlandıran Charlize Theron’u akıllara getiren bir karakter. Filmin bir diğer kadını Kurt’un eşi Paula. Hip bir mahallede şık bir butik işletiyor. Yanında çalıştırdığı kızın saldırısına uğruyor. Mahalleyi haraca bağlayan Tarık Aziz çetesiyle elinden geldiğince baş etmeye çalışıyor. Evdeki iki çocuğu yetiştirmek konusunda Kurt’un pek desteği olduğu söylenemez. O da evli ama yalnız bir anne. Sabine’yi 1985 doğumlu Alman aktris Anna Maria Mühe canlandırıyor. Paula rolündeyse ‘Generation War’ dizisindeki rolüyle bir Emmy’si bulunan, 1979 doğumlu Katharina Schütter’i izliyoruz. İki aktris de dört dörtlük iş çıkarıyor.

FACEBOOK YORUMLARI


TORİK YORUMLARI